BODRUM KAHDER - Yön. Krl. Bşk. RECAİ AKMAN / Pandemi ve Turizm Sektörü

Yazıma geçmeden önce biraz geçmişe giderek, bizden önceki dönemlerde yaşanan salgın hastalıklar ve etkileri hakkında sizlere bilgi vermek istedim. Tarihsel açıdan salgın hastalıkların oluşturduğu bazı büyük hastalıklara bakıldığında 1347-1351 yılları arasında etkin olarak vebayı görmekteyiz. Kara ölüm dediğimiz bu salgının Avrupa nüfusunun %30-%50’sini yok ettiğine bilinmektedir. 1520 yılında görülen çiçek hastalığı, 1918-1919 etkin olan İspanyol gribi de önemli ölçüde insan kaybına neden olmuştur.

Dünya nüfusunun 1/3 ünü bu hastalığa yakalandığı yaklaşık 50 milyon insanın öldüğü tahmin edilmektedir. 1981 yılında başlayan ve hala devam eden HIV / AIDS, 2002-2003 görülen sars, 2009-2010 görülen Swine Influ Enza Virüsü, 2012’de görülen mers, 2014-2016 görülen Ebola yer almaktadır. Son olarak 2019 Aralık ayında Çinin Vuhan kentinde başlayarak dünya genelinde yayılan ve maalesef hazırlıksız yakalandığımız Covid 19 pandemisi salgın hastalıktır.

Dünya genelinde yaygın bu pandemiyi oluşturan Covid 19 salgını yaşamı ciddi anlamda tehdit etmeye devam etmektedir. Aralık 2019 Çin’in Wuhan kentinde başlayan bu hastalık hakkında var olan bilgiler her gün değişmekte olup, hastalığın o kadar hızlı yayılımı ve bulaşma şekli hasta ve ölüm sayılarının sürekli artması sebebiyle yaşadığımız korku, panik, endişe bilinçaltımıza yerleştirilmiştir. Bir kurgu misali tüm dünyayı kısa bir sürede etkisi altına almış ve 15 ayı aşkın bir süredir de etkisini devam ettirmektedir. O kadar büyük sıkıntılar var ki, nereden başlasam gerçekten bilemiyorum. Resmen tüm dünya olanakları durdurulup, nasıl bir yaşam biçimine şekil verildi, nasıl bir zora girdik anlatması çok zor. Ekonomi durma noktasına geldi. Faaliyetler, aktiviteler, aklınıza ne gelirse esnaflar kepenk kapattı, hava alanları durdu, turizm iptal oldu, eğitim organizasyonları yapılamadı.

Evladınıza, annenize, sevenlerinize, babanıza dahi sarılamıyorsunuz, cenazeye bile gidemiyorsunuz. Korona pandemisi maalesef otellerin çoğunun açılmamasına ve çoğunun da iflas edip kapanmasına neden olmuştur. Hem bizler hem çoğu işverenler mağdur olmuştur. Türkiye’de olduğu gibi, biz turizm çalışanları mağdur olmuş ve hala mağduriyetimiz devam etmektedir. Devletimizin bu sorunumuza bir an önce çözüm getirmesini istiyoruz.Turizm çalışanlarının ve birçok emekçinin psikolojisi bozulmuş durumdadır. Maalesef ateş düştüğü yeri yakıyor. Pandemi yüzünden birçok insanımız işsiz kalıp, evine ekmek dahi götüremez hale gelmiştir. Gururumuzu kimse düşünmemiştir. Çalışanların çoğunluğu hep istifaya zorlandı. Ama kimse bu salgının acı bir dram haline geleceğini tahmin etmedi. Yaşanılan zorluklar işveren ve devlet tarafından bana göre çokda umursanmadı. Bu vicdansızlığı yapıp, emekçiyi zor durumda bırakanlar utansın diyorum ancak durumu gören bile yok. O nedenle Allaha Havale ediyorum.

Çevremizde ailemizden, arkadaşlarımızdan, tanıdıklarımızdan birçok kişi işsiz kalarak zor günler geçirdiler ve geçirmeye de devam ediyorlar. Kaybettiklerimiz, sevdiklerimiz, hayatımız, işimiz hepsi üst üste geldi. Her yakınını kaybedenle birlikte, benim de yakınımmış gibi üzülüyorum. Bu nasıl bir zaman diye kendimi sorguluyorum. Acı çeken insanları gördükçe, yoksulluğun ve zorlukların kolay aşılmayacağının farkına varıyorum. Pandemi maaşıyla yetinmeyi bil diye zorlayan bir zihniyetin ve görülmez bir kabusun içine itildiğimizi üzülerek görüyor ve yaşıyoruz. Yaşadığımız eski günlerin kıymetini bu salgın hastalık döneminde yeniden anlama fırsatımız oldu.

Acısıyla tatlısıyla ama ne olursa olsun Yaşamak Her şeye Rağmen Direnmektir.