HOTED Onursal Bşk.- Başdanışman HAKAN HALİT YENİ / Hayallerimizi kontrolden çıkmış bir turizmle mi gerçekleştireceğiz?

Değerli okurlarımız, 2013 turizmiyle ilgili hepimizce malum olan, çok önemsediğimiz bazı konuları bir kez daha sizinle paylaşmak istiyorum. Alanya Kaymakamımız Sayın Erhan Özdemir’in turizmle ilgili en son açıklamasında neler söylemiş kısaca göz atalım ve akabinde bizde naçizane yorumumuzu bir kez daha özetleyelim.

Çok hızlı bir şekilde güven adaları oluşturulması gerektiğine dikkat çeken Alanya Kaymakamı Sayın Özdemir, "Ben turizmle ilgili size bir şeyler söylerken hicap duyuyorum. Çünkü bütün ülke, turizmi sizden öğrendi ve hala da öğrenmeye devam ediyor. Alanya için, Alanya turizmi için herhangi bir tanıtım yapmaya gerek yok. Çünkü Alanya’ya gelen turist Alanya’yı gittiği yerde tanıtır. Alanya’ya her gelen turist, her iki kişiye Alanya’dan bahsetse, ben gittiğim yerde ilgi görürsem, itibar görürsem, insanlık görürsem her gördüğümü anlatırım. Eminim ki onlarda aynı şekilde burada gördükleri ilgiyi gittikleri yerde anlatacaklardır. Turist buraya geldiğinde kendisini, kendi ülkesindeymiş gibi hissetmeli. Kendi ülke ve memleketinin kendi sokağında gibi hissetmeli. En ufak bir güvenlik değil, esenlik endişesi dahi olmamalı. Yani acaba başıma bir şey gelir mi? Sokağa çıkabilir miyim, toz toprak dahi görmemeli. Şehrimize gelen konukların endişeleri olmamalı. Burası bir turizm kenti ve bütün geleceğimizi buna bağlanmış bir yerdeyiz.

Turizmin ne kadar hassas ve ne kadar ilgi gösterilmesi gereken bir sektör olduğunu benim size söylememe gerek yok. Gelen turist nereden geliyorsa gelsin, geldiği yerde kendi evindeymiş gibi, salonunda ve bahçesinde geziyormuş gibi hissetmeli. Eğer bunu sağlayamıyorsak, bizler turizmden hiçbir şey beklemeyelim” gibi birçok önemli, bir o kadarda ilginç tespitleri var Sayın Özdemir’in.

2011 yılında yazdım yazıyı özetleyerek konuya başlamak istiyorum. “Biliyorsunuz ki en çok şikayetçi olduğumuz konuların başında, sezonun çok kısa olması ve işletmelerin kapılarını geç açmaları geliyor. Haziran ayının ortalarına yaklaştığımız bu günlerde Allah aşkına Alanya ve beldelerinde, caddelere, sokaklara çıkın etrafa bir bakınız lütfen! Her yer karma karışık; köstebek yuvası gibi sokaklar, hiçbir önlem almadan sürüp giden bitmemiş inşaatlar, gürültü patırtı kilometrelerce uzaktan duyulur halde. Toz toprak içinde bir şehir ve bu şehre dinlenmek için tatile gelen, ellerinde kameralar ve fotoğraf makineleriyle şaşkınlık içerisinde etrafı görüntülemeye çalışan konuklar... Hatta unutmamak için kameralara çekip, ülkelerinde izliyorlar, aynı zamanda ülkemize ve şehrimize gelmek isteyenlere de izletiyorlar, durumdan vazife çıkaranlar da çabası. Türk turizminin itibarının ve saygınlığının ne hale geldiğini, kendi kendimizi nasıl rezili rüsva ettiğimizi görmeye çalışalım” diye sürüp giden bir yazıyla birtakım sorunları dile getirmeye çalışmıştım...

Görüyorsunuz ki hiçbir şey değişmiyor. Değişmek bir yana her geçen yıl büyük umutlarla başlayıp, hatalarla ve hayal kırıklıklarıyla dolu bir sezona daha veda etmek zorunda kalıyoruz. Sayın Özdemir, herkesin bildiği ama görmezden gelinen bazı önemli konulara parmak başmış. Ne kadar başarılı oluruz orasını zaman gösterecek ama kendilerini kutlar, başarılı çalışmalarının devamını diliyorum ve Saygılarımı yolluyorum. Tabi Turizme ilgili o kadar çok problemlerimiz var ki anlatmakla bitmez, kaldı ki çözülmüyor ki bitsin. Çözülseydi hiç kimse ayni şeyleri tekrarlama ihtiyacı duymazdı. Sayın Özdemir’in söylediklerine itiraz etmek mümkün mü? Söyledikleri arasında öyle bir söz var ki, hepimizi ciddi bir şekilde düşündürmesi gerekiyor. Mesela “Türkiye turizmi Alanya'dan öğrendi.”  Çok doğru turizmin ilk başladığı yerdir Alanya. Turizmde mazisi Alanya kadar eski olmayan birçok şehir ve beldeler çatır çatır ödül alırlarken, biz hala yerimizde saymaya devam ediyoruz. Biz daha neyi bekliyoruz, niçin bu kadar duyarsızız doğrusu anlamış değilim.

Söz sahibi yetkililerin ve turizmcilerin ivedilikle sorunların üzerine gitmesi ve çözme kavuşması için, gerekli adımları atmalarının kaçınılmaz hale geldiğini ne zaman anlayacağız. Sorunları görmezden gelerek, kendi sonumuzu hazırladığım izin ne zaman farkına varacağız? Her şeyden önce, hızlı bir şekilde düşüşe geçen imajımızı nasıl toparlayacağız? Güven bunalımdan daha önemli dikkat etmemiz gereken birçok husus var.

Yiyecek, içecek konularının en üst düzeyde denetlenmesi, her şey dahil sistemiyle birlikte, yerle bir olan yiyecek içecek kalitesinin düzeltilmesi ve bu konuda kaybettiğimiz imajın geri getirilmesi için bir şeyler yapmak gerekmiyor mu?

Turizmle ilgili her türlü konuda haksız rekabetlerin mutlak suretle engellenmesi kaçınılmaz hale gelmemiş midir? Sektörde sürdürülebilir turizm için çok önemli bir yer teşkil eden personel politikalarının düzeltilmesi ve eğitilmiş iş gücü eksikliğinin ivedilikle giderilmesi gerekmiyor mu? Ayrıca turizmde ilerleme kaydedebilin em iz için denetimli bir turizmin geliştirilmesi gerekmiyor mu? Yerel halkla ve turist arasındaki iletişimin mutlak suretle önemsenmesi, istihdamda yöre halkına öncelik verilmesi için çalışmaların biran önce başlatılması gerekmiyor mu?

Geleneksel ve özgün değerlerimizin korunması ve çevreci bir turizmin geliştirilebilmesi için yeni adımların atılması konularında, daha kararlı, daha hassas olunması gerekmiyor mu?

Alternatif turizm alanları yaratmak ve şu hiç istem ediğim iz altı ay kıskacından kurtulmak için bililerinin bir şeyler yapması gerekmiyor mu? Bulutların üzerinden ne zaman ineceğiz ayaklarımız yere ne zaman basacak? Kontrolden çıkmış bir turizmle mi gerçekleştireceğiz hayallerimizi...

Değerli dostlar, bu ve benzeri konularda binlerce sorun sayabilir, saatlerce, günlerce yazabilirim. 2013 sezonunda her şeyin arzu ettiğimiz şekilde ilerlemesi ve sağlık başta olmak üzere huzur ve başarılarla dolu olumsuzluklardan uzak bir sezon diliyorum. Bir daha ki yazımızda buluşmak dileğiyle saygılarımla...