HEDD Yön. Krl. Bşk. MUSA YURDAKUL /2020...

COVID-19 salgını, turizm sektörünün karşılaştığı en büyük zorluklardan biri olmuştur. COVID-19 salgını nedeniyle yaşanan ekonomik gerileme, seyahat kısıtlamaları, havayolu kapasitesinin azaltılması, sosyal mesafe kurallarını da içeren sağlık ve güvenlik önlemleri sektörün hareket kabiliyetini yok denecek noktaya taşımıştır. Sektörün daha önce hiç yaşamadığı bir deneyim olan salgın koşulları altında sektörün ne zaman iyileşeceğine ilişkin bir zaman çizelgesi tahmin etmek kolay gözükmemektedir.

Salgının etkileri özelinde hazırlanan senaryolara göre küresel turizmin 2023–2024’e kadar toparlanması, ancak bu toparlanmada turizm harcamaları bakımından 2019 seviyesini, 2023’ten önce göremeyeceği ifade edilmektedir.
Türkiye Otelciler Birliği’nin (TÜROB) uluslararası veri ve analiz şirketi STR Global iş birliği ile hazırladığı rapor Türkiye’deki turizm tesislerinin doluluk oranında pandemi nedeniyle yaşanan gerilemeyi gözler önüne sermektedir. Pandemi nedeniyle 2020’de Türkiye’de şehir otellerinin yarısından fazlası, kıyı otellerinin ise büyük bir bölümü kapalı tutulmuştur. Buna rağmen Türkiye genelinde Ocak–Eylül 2020 dönemini kapsayan 9 aylık dönemde ortalama doluluk oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 47.8 düşüşle yüzde 35.4’e gerilemiştir.

Türkiye’de en çok konaklama gerçekleştirilen İstanbul ve Antalya’da doluluk oranları beklenen seviyelere ulaşmamıştır. İstanbul’da ilk 9 ayda doluluk oranı yüzde 50,8 düşüşle yüzde 36,9 olmuştur. Antalya’da ilk 8 ayda doluluk oranları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 41 düşüşle yüzde 39,8 olarak gerçekleşmiştir. Korona virüs salgını, dünya genelinde seyahat eğilimlerinde önemli değişimlere yol açmaktadır. Hijyenin ön plana çıktığı pandemi süreci ve sonrasında, seyahat alışkanlıklarında çok sayıda değişiklik gündeme gelmiştir ve gelmeye de devam etmektedir.

Pandemi süreci, tüketici alışkanlıklarını ve tercihlerini etkileyerek farklı turizm türlerini öne çıkartmış durumda. İnsanların kalabalık yerlerden uzak durma eğilimi doğa turizmine ilgiyi artırmıştır. Kendi araçlarıyla daha yakın bölgeleri, doğayla baş başa kalacakları bölgeleri, konaklama açısından da küçük ve butik otelleri tercih edenlerin oran artmıştır. Bu dönemde büyük otellerden ziyade butik oteller, ev turizmi, villa kiralamalar, küçük gruplarla yat turları ve karavan gibi konaklama üniteleri de yoğun ilgi görmektedir.

Pandemi sürecinde ayrıca seyahatler daha azalırken kalış süreleri daha uzun hale gelmeye başlamıştır. Bu süreçte farklı kültürlere olan ilginin devam edeceği gözlenmektedir. Doğa, macera gibi alternatif turizm çeşitleri bu dönemde biraz daha öne geçmiştir. İş turizminde de ciddi bir değişim yaşanmaktadır. Bu dönemde online toplantı teknikleri büyük ilgi görmektedir. İş toplantıları, panel ve seminerler çevrimiçi (onlline) uygulamalara kaymaktadır.
Uçuşlarda ve konaklamalarda tüketicilerin duydukları hijyen ve kişisel güvenlik endişesine değinmek turistik faaliyetlerin devam etmesi ve ziyaretçilerin güvenlerinin artması açısından kritik öneme sahiptir. Aşı çalışmalarının yanı sıra uluslararası seyahatlerin ortak standartlar çerçevesinde güvenli biçimde sürdürülebilmesi için de çeşitli uygulamalarla ilgili farklı önerilerin gündeme geldiği ve bu yönde çalışmaların hız kazandığı dikkat çekmektedir.

2020 yılı Kasım ayı ortaları itibariyle aşı çalışmalarında önemli mesafeler kat edilmiş olması gerek salgının alt edilmesi gerekse durma noktasına gelen seyahatlerin yeniden başlayabilmesi ve giderek normal seyrine ulaşması noktasında umut ışığı yakmıştır.